Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kadıköy etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Mayıs 2015 Perşembe

Adaların en yeşili sensin Heybeliada

Uzun bir kış mevsiminden sonra havaların ısınmasını fırsat bilen İstanbulluların kaçmak için fırsat kolladıkları bir yer olan Heybeliada'yı keşfe çıkıyoruz.  Prens Adaları arasında en yeşili ve bence en sakini olan Heybeliada'ya Bostancı, Beşiktaş, Kadıköy veya Eminönü'den ulaşabilirsiniz. Eski Rumca'da Halki yani bakır anlamına gelen Heybeliada kızılçam ormanları arasında eşsiz bir güzelliğe sahip. Büyük Ada'nın kalabalıklığından eser yok burada. Ada'nın sokaklarında dilediğiniz gibi kaybolun. Her sokak sizi farklı bir manzarayla karşı karşıya getirecek. Ada'da Çam Limanı'na doğru ilerlediğinizde yolun sonunda sizi Heybeliada Sanatoryumu karşılayacak. Bu Sanatoryum çam ağaçlarının arasında verem hastalarının tedavisi için kurulmuştu. 1980 sonrasında hastaneye devlet tarafından gelen destek kesilince hastane ayakta kalmakta güçlük çekmiş. 2005 yılına kadar yapılan yardımlarla ayakta kalmaya çalışan sanatoryum daha fazla direnemiyor ve bir daha açılmamak üzere kapatılıyor. Sanatoryumun hemen yan tarafındaki banklarda hem soluklanabilir hem de manzaranın tadını çıkarabilirsiniz. Sessizlik ve manzaraya bırakın kendinizi. Unutun bir süreliğine her şeyi ve herkesi. Sonra gelin kendinize kaybolun ara sokaklarda, eski evler arasında...

10 Eylül 2013 Salı

Büyükada

İstanbul’u İstanbul yapanlardan biridir Ada turu. Biz de tatili fırsat bilip bir günümüzü burada geçirmeye karar verdik ve Kadıköy’den vapurla adalar yolculuğumuz başlattık. Oturacak yer olmadığı için kapı eşikleri bizi alternatif oturma yerleri sundu. Yolculuğumuz sonlarına doğru sevimli bir teyzeyle sohbet ettik. Eğer denize gidecekseniz Heybeliada güzeldir. ‘bizim denizimiz de kumsalımız da güzel buraya gelin’ diyerek davet etti bizi:)  Adaya gelir gelmez bisiklet kiraladık, günlük 5 lira veriyorsunuz ki gayet uygun bir fiyat.. İstikamet Aya Yorgi. Biz Aya Yorgi’ye akşam geç saatte koyduğumuz hedefi yerine getirmek için bir kez çıkmıştık, herkes dönerken bir tek biz karanlıkta yukarı çıkıyorduk. Birkaç fotoğraf çekip hafiften manzarayı görmeye çalışıp geri dönmüştük. Ama kesinlikle gündüz görmelisniz. Biz bisikletleri aşağıda kilitleyip yürüyerek çıktık. Biz birkaç yerde küçük molalar vererek tepeye ulaştık ki…manzara görülmeye değer ve büyüleyici güzellikte. Saatlerce oturup izleyebilirsin. Hayal kurabilirsin, soyutlayabilirsin kendini bir süreliğine bu hayattan, koşturmacadan…

Gelmişken kiliseye de girin bizce. Çok açık kıyafetlerle giyilmemesi için uyarı var, kapıdada eşofman ya da şal tarzı şeyler asılı. Onları giyip öyle girebiliyorsunuz. Bu arada iyice acıktık, gittiğimiz yer yanılmıyorsam Yücetepe diye bir yerdi. Manzara eşliğinde gidip yemeğimizi yedik ki fiyatlarda çok fazla değildi. Güzel havanın tadını çıkartıktan sonra dönüş için yola koyulduk. Büyükle küçük turu karıştırarak başladığımız noktaya geldik ve dönüş vapurumuzla beraber ada turumuzu sonlandırdık. Biz Temmuz'un 13'ünde oradaydık, yazın son zamanlarını burada değerlendirebilirsiniz belki:) Bu linkten Adalar saatlerini öğrenebilirsiniz.

                                             

28 Nisan 2013 Pazar

7 tepeli İstanbul

Filmlere, şarkılara, aşıklara, aşklara konu olan İstanbul'un 7 tepesinden biri Çamlıca. Üsküdar'a bağlı çık çık bitmeyen, çıkınca da manzarasıyla insanı adeta büyüleyen huzur yeri. Biz yürümeyi biraz fazla seven insanlar olarak Üküdar'dan yaklaşık 1 saatte Çamlıca'ya kadar yürüdük. Tamam o son yokuş ruhun teslimiyet yeri niteliğinde ama yapılmayacak şey değil, hem etrafı adım adım gezmek iyidir:) Ama siz biz yürümesek daha iyi derseniz o zaman Kadıköy'den 14F otobüsüne binip Kural durağında iniyorsunuz, ya da Üsküdar'dan 15C'ye binip Kısıklı'da inmeniz gerekiyor. Sonrasında indiğiniz yerden cadde boyunca yolun yukarısnına doğru yürüyorsunuz, Kural durağına gelince de yukarı doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Ve işte en tepedesiniz, tüm İstanbul ayağınızın altında, oturun bir yere ve sadece izleyin bir süre ve düşünün evet yaşıyoruz ama ne kadar mutluyuz, mutlu olmak için bu hayattan neler yapıyoruz diye sorgulayın. Anın, yanınızdaki insanların karşınızdaki enfes manzaranın ve hayatın tadını çıkarın:) Bizim gibi çok terlediyseniz de üstünüzü değiştirin mutlaka, rüzgar terle temas etmese daha iyi:)Bu arada bu sıcakta gelinlikle insanların burada ne işi var diye düşünmeyin, adetmiş yeni evlenenlerin buraya çıkması, ilginç ama öyle:) Yanlış hatırlamıyorsam gözleme yapan yerler vardı, temiz havada karnınızı doyurup geri dönüş için enerji toplayabilirsiniz. Haftasonu bir kaç saatinizi değerlendirmeniz için iyi bir fırsat olabilir Çamlıca.