Üsküdar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Üsküdar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
13 Aralık 2014 Cumartesi
Kömürcü Bendi
Haftasonu nereye gitsek diye düşünürken gördüğüm bir fotoğrafla plan kendiliğinde ortaya çıktı. Belgrad ormanıyla ilgili görsellere bakarken gördüğüm bir fotoğraf "İşte burası" dedirtince bana düştük yollara. Kimsenin pek uğramadığı, kıyıda köşede kalmış bir yer gibiydi. Fotoğrafı çeken kişinin bloğuna göz atınca buranın "Kömürcü Bendi" olduğunu öğrendim. Üsküdar'dan vapurla Beşiktaş'a oradan da minibüsle Hacıosman'a geldik. Biz minibüs tercih ettik ama otobüsle de gidilebilir. Hacıosman son durakta indikten sonra 42 HM ile Bahçeköy'e geldik. Belgrad ormanına giriş yaya iseniz ücretsiz. Belgrad Ormanında meydan kısmına geldiğinizde tabelalar size Kömürcü Bendi'nin yönünü gösteriyor. Meydandan sağa dönüp yaklaşık 1 saat 15 dakika kadar yürüyorsunuz. Bize sevimli bir köpek rehberlik etti. Fotoğraf çekmemizi bekledi, arabalar gelirken bizi uyarıp sağda bekledi:)Biz fotoğrafta gördüğümüz yeri ararken rehber köpeğimiz bizden ayrıldı. Biz hala o yeri bulma yoluyla devam ettik. Ama yol artık iyice topraklaşıp, hafiften ıssızlaşmaya başlayınca yanlış bir yere gittiğimiz düşünerek görevlilerden yardım aldık. Bu tarafa gitmememiz gerektiğini ve artık orman yolundan çıktığımızı söylediler. Aradığımız yer geride kalmış. Bulma umuduyla geri döndüğümüzde aradığımız yerin rehber köpeğimizin dinlendiği yerin alt tarafı olduğunu anladık. Aslında bizi oraya kadar getirip beklemiş, geri geleceğimizi biliyor gibi:) Kısacası çok kişinin keşfetmediği bu yerin büyüsü bozulmadan gidip görün...
Etiketler:
42HM,
bahçeköy,
belgrad,
Belgrad Ormanı,
Beşiktaş,
doğa,
fotoğraf,
fotoğraf çekilecek yer,
hacıosman,
haftasonu,
istanbul,
kömürcü bendi,
nasıl gidilir,
ne yapsak,
otobüs,
Üsküdar,
vapur
28 Nisan 2013 Pazar
7 tepeli İstanbul
Filmlere, şarkılara, aşıklara, aşklara konu olan İstanbul'un 7 tepesinden biri Çamlıca. Üsküdar'a bağlı çık çık bitmeyen, çıkınca da manzarasıyla insanı adeta büyüleyen huzur yeri. Biz yürümeyi biraz fazla seven insanlar olarak Üküdar'dan yaklaşık 1 saatte Çamlıca'ya kadar yürüdük. Tamam o son yokuş ruhun teslimiyet yeri niteliğinde ama yapılmayacak şey değil, hem etrafı adım adım gezmek iyidir:) Ama siz biz yürümesek daha iyi derseniz o zaman Kadıköy'den 14F otobüsüne binip Kural durağında iniyorsunuz, ya da Üsküdar'dan 15C'ye binip Kısıklı'da inmeniz gerekiyor. Sonrasında indiğiniz yerden cadde boyunca yolun yukarısnına doğru yürüyorsunuz, Kural durağına gelince de yukarı doğru tırmanmaya başlıyorsunuz. Ve işte en tepedesiniz, tüm İstanbul ayağınızın altında, oturun bir yere ve sadece izleyin bir süre ve düşünün evet yaşıyoruz ama ne kadar mutluyuz, mutlu olmak için bu hayattan neler yapıyoruz diye sorgulayın. Anın, yanınızdaki insanların karşınızdaki enfes manzaranın ve hayatın tadını çıkarın:) Bizim gibi çok terlediyseniz de üstünüzü değiştirin mutlaka, rüzgar terle temas etmese daha iyi:)Bu arada bu sıcakta gelinlikle insanların burada ne işi var diye düşünmeyin, adetmiş yeni evlenenlerin buraya çıkması, ilginç ama öyle:) Yanlış hatırlamıyorsam gözleme yapan yerler vardı, temiz havada karnınızı doyurup geri dönüş için enerji toplayabilirsiniz. Haftasonu bir kaç saatinizi değerlendirmeniz için iyi bir fırsat olabilir Çamlıca.
Etiketler:
7 tepe,
Büyük çamlıca,
Çamlıca,
durak,
gezi,
haftasonu,
İstanbul,
Kadıköy,
Kısıklı,
Küçük çamlıca,
otobüs,
Üsküdar
13 Ekim 2012 Cumartesi
1 günün anatomisi
Yoğurda geeeeelll:) Kesinlikle yediğim en lezzetli yoğurtlardan biriydi Kanlıca yoğurdu. Bir de İstanbul'da yaşayıp benim gibi daha bir kaç hafta önce gittiyseniz Kanlıca'ya ya da hala gitmediyseiz vurun kendinizi yola, ilk kez gidenleri bu yeni lezzetin ve yerin heyecanı saracak daha önce gidenlerin de damakları bir kez daha bayram etmiş olacak ki bence değer...Eğer bizim gibi yürümeyi seviyorsanız Üsküdar'dan yola çıkıp Kanlıca'ya kadar yürüyebilirsiniz, yaklaşık 14 km'lik yolu 2,5 saatte aldık biz, bu arada yol sahil şeridi gibi yürümeye çok uygun değil ama bence adım adım her yeri görmek için toplu taşımadan çok daha keyifli, hem yürürseniz yol üstü lezzet duraklarından biri olan Çengelköy manavından 'hıyar' alabilir benim gibi şeftali düşkünüyseniz kollarınızdan akacak kadar sulu ve lezzetli şeftaliler bulabilrsiniz. Bu arada önünden geçip gittiğimiz belki ismini duyduğumuz ama görmek için fırsat yakalayamadığımız Küçüksu Kasrı'nı da gezmek için iyi bir şans..1856 yılında Sultan Abdülmecit tarafından yaptırılmış, padişahların dinlenme yerleri bu kasırlar ve elbette nerede dinleneceklerini gayet iyi biliyorlarmış:) adı gibi küçük ama gidip görülesi yerlerden biri. Peki gezdik, gördük ve çıktık Küçüksu Kasrı'ndan Kanlıca'ya doğru yol alırken ayakların artık ufaktan bir yere bizi oturtsanız da dinlensek dediklerini duyar gibi oluyoruz, yoğurt öncesi biz yakınlarda ki bir köftecide karnımızı doyurmayı tercih ettik, lezzetli mi? bilmiyorum çok açtım bence harikaydı:) ama bildiğim güzel bir köfteci var onu karşıya geçince yazarım artık:) ayaklar dinlendi karın doyduysa 3-5 adım daha atıp geçelim deniz kenarındaki masamıza ve gelsin yoğurtlar:) pudra şekersiz benim tercihim ve genelde en son kaşık için bir miktar kaymaklı olan kısmı sona saklıyorum:) son tat o olsun.. yoğurtlar yenilip biraz da keyif yapıldıysa geri dönüş için harekete geçilebilir. Ama yürümeyin:) Toplu taşıma bu defa gerekli. Dediğim gibi yürüyüş için çok keyifli bir yol olmasa da bence geçirebilinecek güzel bir gün aktivitesi. Bu arada yol üstünde Lacivert'i göreceksiniz, Anadolu Kavağında, biz bir türlü gidemedik ama olurda siz giderseniz vişneli profiterol yiyin bence, herhalde güzeldir:) hem vişne hem profiterol ne kadar kötü olabilir ki;)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

